DEVAK - Faaliyet Raporu 2025

DEVAK FAALİYET RAPORU 72 MELİH DÖNER Koç Üniversitesi Tarih, Ekonomi – ÇAP, Arkeoloji ve Sanat Tarihi – Yan Dal Her Kazmanın Altında Bir Hikâye 2024, benim için arkeolojiyle tanıştığım yıl oldu. Asıl alanım olan tarihten farklı olarak arkeolojinin kendine özgü bilimsel yöntemlerini keşfetmek, akademik hayatım açısından önemli bir dönüm noktasıydı. Bu ilgimin ardından ilk fırsatta Arkeolojiye Giriş dersini aldım. Bu dersi Doç. Dr. Rana Özbal’dan alma şansını yakalamak benim için ayrıca değerliydi. Titiz bilimsel yaklaşımı ve öğretme biçimi sayesinde arkeolojiye olan ilgim daha da arttı. Haftalık kısa ödevlerle bizi adım adım yönlendirerek dönem boyunca öğrendiklerimizi pekiştirmemizi ve dersin temel kaynaklarını büyük ölçüde özümsememizi sağladı. Dönem sonunda yalnızca arkeoloji hakkında yeni bilgiler edinmekle kalmamış, geçmişi anlamanın farklı yollarını da keşfetmiştim. Dersin son haftalarında Arkeoloji Kulübü iş birliğiyle İstanbul’da bir gezi düzenledik. Sabah gerçekleştirilen İstanbul Üniversitesi Rıdvan Çelikel Arkeoloji Müzesi ziyaretine katılamasam da öğleden sonra Haydarpaşa Garı’nın arkasında devam eden kurtarma kazısında gruba katılma fırsatı buldum. Haydarpaşa Garı’nın restorasyonu sırasında rayların altında keşfedilen alanda yürütülen kazı, İstanbul’un farklı dönemlerini adeta üst üste barındırıyordu. Katmanlı yapısıyla bir höyüğü andıran bölgede Erken Cumhuriyet Dönemi’nden Erken Bizans’a kadar uzanan farklı dönemlere ait kalıntılar gün yüzüne çıkarılıyordu. Özellikle Azize Bassa Kilisesi’nin kalıntıları ve Korint düzenindeki bir sütun başlığı, beni en çok etkileyen buluntular arasında yer aldı. Gezi sırasında bölgenin yalnızca arkeolojik kalıntılarını değil, geçmişteki önemini de daha yakından tanıma fırsatı bulduk. Bugünkü Kadıköy’ün bulunduğu bölgede kurulan antik Kalkedon’un tarihini ve kentin liman alanlarıyla ilişkisini yerinde öğrenmek, derslerde edindiğimiz bilgilerin somut karşılıklarını görmemizi sağladı. Benim için bu gezinin en etkileyici yanı, her gün önünden geçtiğimiz ya da üzerinde yürüdüğümüz bir şehrin altında birbirinden farklı dönemlerin izlerinin saklı olduğunu görmekti. Kitaplarda okuduğumuz geçmişin birkaç metre ötede, hatta kimi zaman ayaklarımızın hemen altında bulunabileceğini fark etmek arkeolojiye bakışımı daha da değiştirdi. İstanbul’un böylesine zengin ve katmanlı bir geçmişe sahip olması, insana her kazmanın altından yeni bir hikâye çıkabileceği hissini veriyor. Kalkedon gezisi de benim için yalnızca bir ders gezisi değil, arkeolojiye duyduğum merakı güçlendiren ve yaşadığım şehre farklı gözlerle bakmamı sağlayan özel bir deneyim oldu.

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=