DEVAK - Faaliyet Raporu 2025

DEVAK FAALİYET RAPORU 53 Elektronik atıkların uygun biçimde geri dönüştürülmemesi yalnızca değerli ham maddelerin kaybedilmesine değil, içerdikleri bazı zararlı maddelerin çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratmasına da neden olabiliyor. 4. Artan Veri ve Dijital Sürdürülebilirlik Yapay zekâ sistemlerinin gelişiminde büyük miktarlarda veri önemli bir rol oynuyor. Ancak verilerin toplanması, işlenmesi, aktarılması ve saklanması da fiziksel bir altyapıya ve dolayısıyla enerjiye ihtiyaç duyuyor. Fotoğraflardan videolara, kurumsal verilerden kullanıcı içeriklerine kadar sürekli büyüyen dijital veri hacmi, daha fazla depolama ve işlem kapasitesi gerektiriyor. Bu nedenle dijital dünyayı tamamen “maddesiz” bir alan olarak görmek yanıltıcıdır. Dijital ortamda saklanan her verinin arkasında sunucular, veri merkezleri, enerji kaynakları ve fiziksel donanımlardan oluşan gerçek bir altyapı bulunuyor. Bu noktada yalnızca daha fazla veri üretmek ve depolamak yerine, hangi verinin gerçekten gerekli olduğunun sorgulanması ve bilişim altyapılarının daha verimli kullanılması sürdürülebilirlik açısından önem kazanıyor. 5. Çevresel Etkilerin Toplumsal Boyutu Yapay zekânın çevresel etkileri dünyanın her bölgesinde eşit şekilde hissedilmiyor. Veri merkezlerinin enerji ve su ihtiyacı, elektronik cihazların üretiminde kullanılan minerallerin çıkarılması ve elektronik atıkların işlenmesi gibi süreçler farklı coğrafyalarda yoğunlaşabiliyor. Bu nedenle yapay zekânın çevresel maliyetleri aynı zamanda bir çevresel adalet meselesi olarak da değerlendirilebilir. Teknolojik gelişmelerin faydalarından yararlanan toplumlarla bu teknolojilerin fiziksel ve çevresel maliyetlerini üstlenen toplumlar her zaman aynı olmayabilir. Sürdürülebilir bir yapay zekâ ekosistemi oluşturmak için yalnızca enerji verimliliğine değil, kaynakların nereden geldiğine, üretim koşullarına ve çevresel maliyetlerin toplumlar arasında nasıl dağıldığına da bakmak gerekiyor. Sonuç: Daha Sürdürülebilir Bir Yapay Zekâ Mümkün mü? Yapay zekâ insanlık için çok önemli fırsatlar sunarken, bu teknolojinin gelişiminin çevresel açıdan maliyetsiz olmadığı gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor. Enerji ve su tüketimi, donanım üretimi, ham madde ihtiyacı ve elektronik atıklar, yapay zekânın çoğu zaman kullanıcı tarafından görülmeyen fiziksel altyapısını oluşturuyor. Ancak buradan yapay zekânın doğası gereği çevre için yalnızca bir tehdit olduğu sonucuna varmak da doğru olmayacaktır. Daha enerji verimli modeller geliştirmek, veri merkezlerinde yenilenebilir ve düşük karbonlu enerji kaynaklarından yararlanmak, donanımların kullanım ömrünü uzatmak, su tüketimini azaltmak ve elektronik atıkların geri dönüşümünü geliştirmek bu etkinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Üstelik yapay zekâ; enerji sistemlerinin optimizasyonu, iklim modellemeleri, malzeme araştırmaları ve doğal kaynakların daha verimli yönetilmesi gibi alanlarda çevresel sorunların çözümünde de kullanılabilir. Dolayısıyla asıl soru “Yapay zekâ kullanılmalı mı?” değil, “Yapay zekâyı nasıl daha sorumlu ve sürdürülebilir kullanabiliriz?” olmalıdır. Teknolojik ilerlemenin gerçek başarısı yalnızca daha güçlü sistemler geliştirmekle değil, bu sistemlerin dünyaya bıraktığı izi de azaltabilmekle ölçülmelidir. Geleceğin yapay zekâsının yalnızca daha akıllı değil, daha sürdürülebilir olması gerekiyor. Referanslar https://cacm.acm.org/news/the-carbon-footprint-of-arti ficial-intelligence/ Rillig, M. C., Ågerstrand, M., Bi, M., Gould, K. A., & Sauerland, U. (2023). Risks and benefits of large language models for the environment. Environmental Science & Technology, 57(9), 34643466. https://doi.org/10.1021/acs.est.3c01106 https://arxiv.org/abs/2503.05804

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=