SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ

  • A+
  • A-

SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ

Bursiyerlerimizin çeşitli sosyal sorumluluk projelerine katılarak topluma değer katarak sosyal ihtiyaçlara vakit ayırmanın kişisel gelişim için önemini kavrıyorlar.

AIESEC ile el ele!

10. yılımızda bursiyerlerimizin yurt dışı deneyim elde edebileceği fırsatları zenginleştirmek amacıyla AIESEC ile bir iş birliği yaptık. DEVAK olarak bursiyerlerimize yurt dışı sosyal sorumluluk projesi, staj, iş deneyimi alanlarında fırsatlar sunuyoruz.

  • Bursiyerlerimiz "Global Volunteer Program"ı ile dünya sorunlarına çözümler geliştiren önemli sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorlar.
  • Yeni mezun bursiyerlerimiz "Global Talent Program"ı ile uzmanlaşmak istedikleri alanlarda profesyonel tecrübeler kazanıyorlar.
  • Bursiyerlerimiz "Global Entrepreneur Program"ı ile start-up firmalarda staj yaparak girişimciliği öğreniyorlar.
Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı İş Birliği

10. yılımızda, Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı ile beraber sosyal sorumluluk projesine imza attık. Metin Sabancı Özel Eğitim Okulları bünyesinde bulunan okul öncesi ve ilkokul düzeyinde eğitim sunan Hafif Düzey Zihinsel Engelliler İlkokulu ve Özel Eğitim Uygulama Merkezi okullarında öncelikli olarak hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı olan çocuklar ile mutfak atölyesi projesini gerçekleştirdik.

2016

Burhan Şebin
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İşletme Bölümü, II. Sınıf

"Gönüllü çalışma kamplarını, farklı ülkelerden ve kültürlerden gelen gençlerin, kamu yararına olan projelerde gönüllü çalışması olarak tanımlayabiliriz. Kamplarda, günün belirli saatlerinde çalışarak, konaklama ve yemek olanağı sunulmaktadır. Bu yaz ben de bu kamplardan birinde, Sırbistan’ın küçük bir sınır ilinde Zayeçar’da yaklaşık iki hafta bulundum. Ankara Esenboğa Havalimanı'ndan, sabaha karşı bindiğim uçağım güneş doğmaya başladığı zaman Belgrad Nikola Tesla Havalimanı'na indi. İki gün burada kalıp daha sonra otobüsle Zayeçar’a geçtim. Kamplar genelde kırsal alan ya da kasabada bulunuyor. Eğer şehir hayatını da görmek istiyorsanız, kamp tarihinden önce kampın bulunduğu şehri ziyaret etmekte fayda var.

Belgrad ile Zayeçar arası yaklaşık üç saat sürüyor. Üç saatin sonunda daha önce haberleştiğimiz gibi kamp liderimiz otobüs terminalinde bizi bekliyordu. Bu arada terminal yerine küçük bir park alanı demek daha doğru olur. İzcilerin evine liderlerinin arabasıyla gittik. Tanışma faslından sonra etrafı gezdim. Tuvalet ve banyo binanın dışında yer alıyordu. Yatacak yer gerçekten de yerdi. En başta bu zor şartları görünce kampı bırakmayı, ülkemize geri dönmeyi düşündüm. Tabii, zamanla bu düşünce kayboldu.

Zayeçar, altmış bin nüfusa sahip küçük bir il. Arabalar, evler, marketler, meydanlar küçük ve eski. Her yer olabildiğince yeşil ve geniş bir orman var. Bölgede; iki göl ve bir nehir var. Kamp süresi boyunca, nehirde de gölde de yüzdük. Su gerçekten çok temizdi.

Peki kamp boyunca neler yaptık? Kampın konusu, Zayeçar'daki gençlerin bir araya gelip bir alan inşa etmesiydi. İlk birkaç gün alanın temizlenmesi ile uğraştık. Tırpanlarla eski, kurumuş otlardan araziyi arındırdık. Daha sonra ağaçları budadık. Bunları yaptıktan sonra yemyeşil bir arazimiz olmuştu. Önce güvenli bir şekilde kamp ateşinin yakılabilmesi için daire şeklinde bir alanı kazdık, biraz da tümsek vererek kamp ateşi için bir alan oluşturduk. Ardından bu alanın etrafına oturabilmeleri için ağaçlardan oturaklar yaptık. Gençler için yapacağımız bu alanın etrafını çitlerle çevrelemeyi amaçladık. Bunun için önce delikler kazdık, daha sonra ağaçları bu deliklere yerleştirip sağlamlaştırdık. Sonrasında daha önce kesilmiş tahtalarla çivi yardımı ile çitler yaptık. Ayrıca seyir kulesi yapacaktık ancak iki metreden yükseklikte çalışmamız yasak olduğu için yapamadık. Seyir kulesinin yapımına sadece yardım edebildik. Yaşlı bir marangoz bu kuleyi yaptı ancak kulenin çatısı şekil olarak biraz yamuk olmuştu.

Yemekler konusuna gelince, biraz sorun yaşadık. Zengin kahvaltı alışkanlığına sahip olduğum için izci kahvaltısı benim için yeterli değildi. Sabahları genelde paşteta adı verilen bir yemek, bazen ise sadece fındık ezmesi yiyorduk. Öğlen yemeklerinde ya sosis ya da yumurtalı bir yemek pişiyordu. Akşam ise benzer şekilde devam ediyordu. Sırpların nasıl bu şekilde beslenebildiğini anlamıyordum. Ancak zaten bu şekilde beslenmediklerini öğrenmem çok uzun sürmedi. Bir gün eski izcilerden birinin eşi geldi ve öğle yemeğini o yaptı. O kadar lezzetli bir tavuk çorbasını bugüne kadar içmemiştim. Biz o yemekleri, iki gün yedik. Aslında Sırplarla bizim yemek kültürümüz çok benziyor. Osmanlıdan kaynaklanan bir benzer kültür var. Çoğu yemeğin adı aynı ve çok fazla ortak kelime var. Örneğin; çay, çorba, sarma, keser, burgu ve daha birçokları. Yerel arkadaşların söylediklerine göre özellikle Güney Sırbistan ile çok daha fazla ortak kelime ve kültürel özellikler var.

Kampın sonuna doğru artık gayet samimi bir ekip olmuştuk. Dört Sırp, bir Rus ve iki Türkten oluşan gönüllü takımımız hem kendi içinde hem de yerli halkla çok samimi olmuştu. Zaten bu tür kampların da asıl amacı, bu samimiyeti sağlamak. Bunu sağlamak için kampın her günü birtakım etkinlikler düzenleniyor. Örnek olarak; akşamları kamp ateşinde gitar çalıp şarkı söylemek, geziler düzenlemek. Zayeçar'da bulunan UNESCO kültür mirası olan ‘’Felix Romuliana’’ ya gezi düzenlendi. Sırbistan’da atlanmaması gereken bir gezi noktası olduğunu düşünüyorum. Zayeçar sakin bir kasaba, yüksek binalar çok fazla yok. Neredeyse bütün şehir birbirini ya da izcileri tanıyor. Fark ettiğim kadarıyla izcilere de çok saygı duyuyorlar.

Kampın sonu geldiğinde bir Rus, iki Sırp, iki Türk; Zayeçar plakalı küçük bir arabanın içinde Karadağ’a doğru yola çıktık. Arkamızda hüzünlü bir şekilde bize veda eden en az yirmi kişi vardı. Kampın bize kattığı samimiyet ve dostluklar en önemli kazanımımız oldu. Bu olanağı sunduğu için Deloitte Eğitim Vakfı'na çok teşekkür ediyorum."

(Belgeleme 2016)
Top