2016

  • A+
  • A-
Arda Barış Borazan

İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü, IV. Sınıf

‘’Öğrenci değişim programı, gitmeden önce katılmayı düşündüğüm bir program değildi. Programa öncesinde başvurmayı hiç düşünmemiştim. Ancak etrafımda öğrenci değişim programlarına katılan arkadaşlarım artınca düşüncem değişti. ‘’Neden olmasın?’’ dedim ve dördüncü sınıfta gitmek üzere programa başvurdum. Biraz endişelerim vardı. Çünkü okulum, son sınıf zorunlu derslerini yurt dışında bir okulda ancak içerikler aynı iken kabul ediyordu. Beş ay uzun bir süreydi. Ancak, bu endişeleri kenara bırakıp programa başvurdum. Hollanda, Rotterdam'daki bir üniversiteden değişim programı için kabul aldım. Artık her şey belliydi. Endişelenmiyordum, korkmuyordum, her şeyi akışına bırakma kararı almıştım. Tüm işlemleri tamamlayıp ülkeden ayrılırken çok heyecanlıydım. Hollanda gerçekten çok güzel bir ülke. Şehirleri genelde küçük ve yürümeyle keşfedilebilir. Kendine has mimarisi olan evleri, dükkanları, tahta ayakkabıları, peyniri, müthiş şehir planlaması, insanlarının cana yakınlığı, ülkedeki Türk fazlalığı, laleleri, bisiklet yolları, değişik kültürleri, yel değirmenleri, kanalları ve daha birçok şey beni kendine hayran bıraktı. Hollanda’yı seçmemin temel sebeplerinden biri İngilizce kullanım oranının beklediğimden de fazla olmasıydı.

Ülkede rastladığım İngilizce konuşmayan insanların sayısı bir elin parmağını geçmiyordu. Bu konuda da sürekli olarak akıcı İngilizce konuştuğum için kelime dağarcığım gelişti. Felemenkçeye hiçbir zaman ağırlık veremedim çünkü bana faydalı olacağını düşünmüyordum. Yeni insanlar tanıdım. Program süresince kurduğum arkadaşlıklar, Türkiye'ye döndüğümde de devam etti. Türkiye’de yaşamadığım deneyimler yaşadım. Değişik bir kültüre uyum sağlamaya çalıştım. Farklı bir eğitim sisteminde beş ay boyunca öğrenim gördüm.

Ülkeye hayranlık beslerken başka ülkeleri keşfetmeye başladım. Toplamda Hollanda dahil on farklı ülkeye gittim. Hepsi benim için farklı birer deneyimdi. Bunun yanında derslerin tamamı İngilizce ve yabancı eğitmenlerin dilleri oldukça akıcıydı. Bu durum beni derslerime daha da motive etti. Gayet yüksek bir not ortalaması ile Hollanda'dan ayrıldım. Programa katıldığım için çok mutluyum. Herkesin bu eşsiz deneyimi yaşamasını tavsiye ederim. Erasmus programı boyunca bana desteğini sürdüren Deloitte Eğitim Vakfı'na çok teşekkür ederim.''
(Belgeleme 2016)

Şehri Rüya Akyul

İstanbul Üniversitesi, İngilizce İşletme Bölümü, II. Sınıf

''2016 yılı güz döneminde Almanya'da öğrenim gördüm. Şöyle bir geriye dönüp bakınca bu maceraya beraber başladığımız arkadaşımla el valizimiz sırtımızda, bizi uğurlamaya gelen ailemize, arkadaşlarımıza el salladığımız gün aklıma geliyor. Çok az hüzün, çok fazla mutluluk ve heyecan içerisinde pasaport kontrolü kuyruğuna girdiğimiz zamanlardan odamda oturup bu satırları karaladığım zamanlara tam altı ay geçmiş. Daha önce hiç yurt dışı deneyimi yaşamamıştım. Bulunduğum şehirden bile çok nadir dışarı çıkan, pek fazla yer görme ve gezme şansına sahip olamamış biriydim. Program sayesinde ilk defa bir pasaport çıkarttım. İlk defa bir vize görüşmesine gittim, problemler çıktı, bir daha gittim, yine pürüzler oldu, bir daha gittim.

Gide gele konsolosluk, evim ve üniversitem arasındaki yolları aşındırdım. O bürokrasinin, kâğıt trafiğinin, formalitelerin üstesinden tek başıma geldim. İlk defa kredi kartımla, bir uçak bileti satın aldım. İlk defa başka bir ülkeye aktarmalı uçuş ile yolculuk yaptım. İlk defa bir uçuş sırasında valizlerimi kaybettim. Kısacası, Erasmus programı benim için ilklerin adıydı. Tek başıma sabaha karşı Berlin’in bir ucundaki havalimanına sırtımda bir çantayla pazara gider gibi gitmiştim. Sabahın sekizinde, Brüksel’e inip gezebildiğim kadar gezip, akşam yine saat dokuz uçağıyla evimin yolunu tutmuştum. Viyana'ya ilk gidişim, orada edindiğim arkadaşlıklar, Prag'ta arkadaşımla beraber izlediğim opera, Amsterdam'da amcamla katıldığımız bot turu, benim için unutulmaz birer deneyimdi.

Erasmus programı kapsamında yaşadığım tüm bu deneyimlerim, bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor. Programa başladığım sırada okuldaki ilk sunumumu ve programın sonlarına doğru olan sunumumu karşılaştırdığımdaki fark oldukça fazlaydı. Programın sonlarına doğru, kendimden oldukça emin ve İngilizceye son derece hakimdim. Bu sebeple; kendimi keşfetmem yolunda, Erasmus programı hayatımın dönüm noktalarından biriydi.
(Belgeleme 2016)

Öykü Yılmaz

Boğaziçi Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, IV. Sınıf

‘’2016 yılı bahar döneminde, altı ay süreyle Hollanda'da öğrenim gördüm. Benim için unutulmaz bir deneyimdi. Hayatım altı ay süreyle tamamıyla değişti. Ulaşım şeklim bile değişmişti. Bisikleti ulaşım aracı olarak kullanıyor olmak hayatımı son derece kolaylaştırdı. Hollanda’da şehirler arasında bile bisiklet yolları bulunuyor. Her zaman bisikletinizi bırakabileceğiniz park alanları var. Bisiklete binenlere öncelik veriliyor ve hakları oldukça önemseniyor. Hollanda'da yolcular trene binerken bisikletlerini yanlarına alabiliyor. Daha önce bu kadar çok farklı ulustan insanla bir arada yaşamamıştım. On iki öğrenci bir arada yaşıyorduk. Mutfağımız ve bazı alanlar ortaktı. Farklı milletlerden insanlarla ortak alanlarda sürekli sohbet ediyordum. Yemeklerimizi paylaşırken aynı zamanda hayatlarımızı da paylaşıyorduk. Hollandalılar hakkında öncesinde pek fazla bilgim yoktu. Hollandalılar, evsiz insanlardan, bisiklet tamircisine kadar çok iyi derecede İngilizce konuşuyordu. Halkın son derece açık sözlü, çalışkan ve gösterişten uzak olduğunu gözlemledim. Zaman buldukça, Avrupa'da başka ülkeler, şehirler ziyaret ettim. Bir şehri tanımanın en iyi yolunun; o şehri yerlisi gibi yaşamak olduğunu fark ettim.

Hollanda'da hayatım, eğitim konusunda da tamamen farklıydı. Hollanda'da öğrenim gördüğüm okulda dersler Hollandacaydı. Yüksek lisans programında dersler ise İngilizceydi. Bu sebeple; yüksek lisans programından dersleri seçtim. Derslerde ise epeyce zorlandım. Çünkü seçtiğim bilgisayar dersi, oldukça zordu. Zor olmasına rağmen, oldukça fazla şey öğrendim. Bu sebeple; İstanbul'a döndüğümde okulumda yüksek lisans programından dersler seçtim. Şimdi ise akademik bir kariyer hedefliyor ve bu yolda ilerlemek için çalışıyorum. Özetle; Erasmus programı kapsamında yurt dışında öğrenim görmek büyük bir fırsat. Umarım herkes bu fırsatı yakalar.‘’
(Belgeleme 2016)

Berk Akgün

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü, III. Sınıf

‘’2016 yılının bahar dönemini yaklaşık altı ay boyunca Erasmus programı kapsamında Portekiz’in Porto şehrinde geçirdim. Yazımda öncelikle, programa başvuru sebebimden daha sonra programın bana kattıklarından bahsetmek istiyorum. Portekiz'e gitmeden önceki yaz Amerika'da bir restoranda aşçıydım. Döndüğümde ise aklım karmakarışıktı. Hayatımın gelecek yıllarında neler yapmak istediğim konusunda kararsızdım. Yurt dışında yeni tanıştığım insanlarla yepyeni bir hayata başlamanın zorluğunu Amerika'da bulunduğum süre zarfında deneyimledim. Türkiye'ye döndüğümde hayata bakış açım farklılaşmış, kendimi çok daha güçlü hissetmeye başlamıştım. Hayallerimin ne kadar önemli olduğunun farkına varmıştım. Hayallerimin peşini bırakmayarak, Erasmus programına başvurdum. Programdan beklentim ise; yabancı dilimi geliştirmek, yeni dil öğrenmek, çok yer gezmek idi. Küçüklüğümden beri daima yenilik ve değişim arayışındaydım. Dolayısıyla bu program benim için biçilmiş bir kaftan gibiydi. Programa katılmaya hak kazandığımı öğrendim ve Porto'da yepyeni bir hayata doğru yola çıktım.

Portekiz'de havaalanına indiğimde, ilk olarak insan sayısının oldukça az olduğunu fark ettim. Daha sonra, rengarenk reklam panoları dikkatimi çekti.

Altı ay süreyle tek başıma kalacağım Porto'daki evime yerleştim. Yurt dışına çıkan hemen hemen her Türk gibi ben de ilk günlerde ülkemi çok özledim. Ülkemdeki birçok şeyi Porto ile karşılaştırdım. Fakat şehre çok kolay uyum sağladım ve bir süre sonra kendimi şehre ait hissetmeye başladım. Birkaç hafta sonra marketteki insanlara Portekizce teşekkür etmeye ve bazı sorularına onların dilinde cevap vermeye başladım.

Erasmus Programını, bir balığı kendi akvaryumundan çıkarıp bambaşka bir akvaryuma yerleştirmeye benzetiyorum. Akvaryumdan ilk çıktığımda en önemli şeyin, iletişim ve konuşulan dil olduğunu fark ettim. Dil, düşünce sistemimizden konuşma stilimize, söylediğimiz şarkıdan milletimizin mizacına kadar her şeyi etkiliyor. Birinci ayımın sonunda her milletin kendine has bir konuşma stili olduğunu gözlemledim. Bu özelliklerin, kişiliğe ve yaşam tarzına inanılmaz yansıdığını düşünüyorum. Portekizce öğrenme isteğiyle, dil kursuna kaydımı gerçekleştirdim. Böylece çok sayıda Portekizliyle arkadaşlık kurdum. Diğer milletlerden insanlarla da arkadaşlık kurarak, onların hayat tarzlarını gözlemledim.

Avrupa Birliği’nin bana sağladığı hibe desteği ve Deloitte Eğitim Vakfı’nın bursu ile ''Europe Interrail'' kapsamında on beş gün boyunca Avrupa'yı gezdim. Sırt çantamı alarak ve plansız olarak tek başıma çıktığım yolculukta, dört farklı ülke ve yedi farklı şehir gezdim. Peru, Amerika, Meksika, Ukrayna, Avustralya, İran gezdiğim ülkeler arasındaydı. Çok sayıda farklı ülkeden insanlarla tanışıp hayat hikayelerini ve tecrübelerini dinledim. Valensiya’da envai uçurtmaların olduğu uçurtma festivalinden, Madrid’de baharın gelişinin kutlandığı ve birçok yerel yemeğin tadıldığı festivalleri gezdim. Barselona'da günlük olarak kiraladığım kaykayla tüm şehri turladım. Anvers'te tren beklediğim bir gece sokakta uyuyup evsiz olmanın ne demek olduğunu deneyimledim. Şehrin turistik noktaları yerine şehrin yerlilerinin ziyaret ettiği noktalara gitmekten daha çok keyif aldım. Tek başıma olmanın verdiği özgürlük ile on beş günlük gezimden sonra Porto’ya döndüğümde artık çok farklı bir kişiydim. Kimisi için çok kısa olan on beş gün, benim için doyasıya yaşadığım keyifli bir yolculuk olmuştu. Porto'ya geri döndüğümde havaların ısınmasıyla birlikte okyanus kıyısına gidip sörf dersleri aldım. Şehrin güzelliğini yansıtan parklarda doya doya zaman geçirdim.

Porto'da bulunduğum süre boyunca eşsiz deneyimlerin yanı sıra bazı zorluklarla da karşılaştım. Yemek kültürünün farklı olması, Porto'daki insanların benimle aynı dili konuşmaması, kültürümün ve yaşam tarzımın diğer insanlar tarafından farklı bulunması, yaşadığım zorluklar arasındaydı.

Ancak geriye dönüp baktığımda yaşadığım keyifli anılar, zorluk çektiğim anılara göre oldukça fazlaydı. Bu keyifli anlar arasında; birçok milletten arkadaşa sahip olma yer alıyor. Deneyimlerimden yola çıkarak, sevgi ve dostluğun iletişimde en önemli nokta olduğunu düşünüyorum.

Anlatmak istediklerimi Mary Anne Radmacher’in bir sözüyle özetlemek ve yazımı tamamlamak istiyorum: “I am not the same, having seen the moon shine on the other side of the world.” (Bazı cümlelerin tercüme edildiğinde anlamlarını kaybettiklerini düşündüğüm için Türkçe tercümesi ile yazmak istemedim.)
(Belgeleme 2016)

Gamze Gül Salih

İstanbul Teknik Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü, IV. Sınıf

‘’2016 yılında iki dönem boyunca, bana göre dünyada yaşaması en keyifli şehir olan Barselona’da öğrenim gördüm. Programa katılma nedenlerim arasında; İngilizce seviyemin yeterli olmadığını düşünmem, daha önce hiç yurt dışına çıkmamış olmam ve mezun olmadan bu eşsiz deneyimi yaşamak istemem yer alıyordu. İyi ki Erasmus programına başvurmuşum! İlk gittiğimde hiçbir şeyini bilmediğim bir şehirde, tek başıma ev aramak tabii ki çok zordu. Bu süreçte gerçekten kendi ayaklarım üzerinde durduğumu hissetmiştim.

Başvuru süreci ve ev kiralama süreci sonrasında keyfini doyasıya çıkardığım bir dönem geçirdim. On ay boyunca dünyanın bin bir çeşit yerinden gelen farklı uluslardan öğrencilerle beraber hem öğrenim gördüm hem de keyifli vakit geçirdim. Dünyanın birçok farklı yerinden birçok arkadaşım oldu. Arkadaşlarımla, yemeklerimizi ve hayatlarımızı paylaştık.

Daha önce keşfedememiş olduğum Avrupa’nın yirmiden fazla şehrini gezdim. Gezdiğim ve gördüğüm yerler ile hayata bakış açım değişti. Artık kendimi daha özgür hissediyorum ve kendimi keşfettiğime inanıyorum. Çok mutlu anılar biriktirdiğim bu dönemi hala özlemle anıyorum. Bana yardımlarını hiçbir zaman esirgemeyen Deloitte Eğitim Vakfı’na çok teşekkür ediyorum! ‘’
(Belgeleme 2016)

Melih Mutlu

Boğaziçi Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, III. Sınıf

‘’2016 yılı güz döneminde, bugüne kadar almış olduğum önemli kararlardan birini alarak Hollanda’ya doğru yola çıktım. Bir dönem boyunca Hollanda’nın Utrecht şehrinde benzerini yaşayamayacağım bir tecrübe edindim. Erasmus’un anlamı kişiye göre değişiklik gösterebilir. Kimine göre Avrupa’yı gezme fırsatı, kimi içinse kendi ülkesi dışında eğitim görme olanağı elde etmek olabilir. Bana göre programın anlamı ve en önemli kazanımı, çok kültürlü bir ortamın içinde yer almak oldu. Dünyanın her yerinden, çok farklı kültürlerden insanlarla tanışma fırsatı elde ederek vizyonum değişti. Hollanda'daki yaşama uyum sağlamak benim için oldukça kolay oldu. Ülkede, dilin Hollandaca olmasına rağmen halkın neredeyse her kesimiyle İngilizce anlaşabildim. Aldığım derslerin bazıları İngilizce bile değilken, Hollandaca bilmemekten kaynaklanan bir sorun yaşamadım. Utrecht, İstanbul’dan gelen birine göre çok küçük bir şehir olsa da yoğun bir öğrenci nüfusuna sahip. Buna rağmen; her zaman dinamik ve yaşaması keyifli bir şehir olma özelliğini taşıyor.

Geçirdiğim altı aylık süreç boyunca, her türlü sorunun bir şekilde çözüldüğünü gözlemledim. Daha önce yapamayacağıma inandığım şeyleri aslında kendi kafamda büyüttüğümü fark ettim. Programın sonunda kendimi daha iyi tanıma fırsatı buldum. Yurt dışında bulunduğum süre zarfında bana destek olmaya devam eden Vakfımıza teşekkür ediyorum.‘’
(Belgeleme 2016)

Atakan Başdüzen

Sabancı Üniversitesi, İktisat Bölümü, III. Sınıf

‘’2016 yılı bahar döneminde, Viyana'da öğrenim gördüm. Hep bir düzen içinde yaşamayı seven, kurulu düzenini de bozmayı hiç sevmeyen biri olarak değişim programına katılmayı önceden düşünmüyordum. Ancak bu fırsatı da kaçırmayı istemiyordum. Sonunda durumu mentorum ve Deloitte Eğitim Vakfı ile paylaştım. Mentorum ve Vakıf ile görüşmelerim sonrasında cesaretlendim ve programa başvurdum.

Viyana'ya ilk gittiğim hafta uyum konusunda biraz zorluk yaşadım. Bunun sebebinin, dile ve kültüre yabancılık, arkadaş çevresi eksikliği ve ev özlemi olduğunu düşünüyorum. Bu duyguları yaşayarak konfor alanımdan uzaklaştım. Erasmus programı ile yaşadığım uluslararası deneyimin konfor alanıma esneklik kazandırdığını düşünüyorum. Böylece kendi ayaklarım üzerinde durabildim. Uyum sürecinde zorluğu aşabilmek için sihirli bir yöntem bulunmuyor. Ancak alışma sürecinde, çok sayıda insanla tanışarak arkadaşlık kurmanın çok faydalı olduğunu deneyimledim.

Fransızca bir özdeyişin tercümesi ile düşüncemi ifade etmek istiyorum: ''Sabah uyanınca ilk iş olarak canlı bir kurbağa yerseniz gün boyunca başınıza daha kötü bir şey gelmez.'' Benim gibi çekimser olan öğrencilere tavsiyem ise; bu kurbağayı yutup hayatları boyunca unutmayacakları bir deneyim kazanmalarıdır.’’
(Belgeleme 2016)

Arda Güneyi

Boğaziçi Üniversitesi, İşletme Bölümü, IV. Sınıf

"2016 yılının güz döneminde Hollanda'nın başkenti Amsterdam şehrinde Erasmus programı kapsamında öğrenim gördüm.

Amsterdam'da, eğitim kalitesi çok yüksek bir okulda derslere katılma olanağı elde ettim.

Bir dönem boyunca, ‘’Concertgebouw’’ tarihi salonunda konserler dinledim. Müzelerde; Van Gogh, Vermeer ve Rembrandt başta olmak üzere pek çok ustanın eserlerini inceledim.

Buz pateniyle kaydım. Bisiklet lastiğini yamadım. Kahvenin yanında ‘’stroopwafel’’ yedim. Kısacası başka bir yaşam kültürüyle tanıştım.

Sadece Hollanda ile sınırlı kalmadım. Fransa, İskoçya, İngiltere, Çekya, Polonya ve Almanya'da gezilere katıldım. Pek çok insan tanıdım, yeni şeyler öğrendim.

Ocak ayında Türkiye'ye döndüğümde hayatımın en farklı beş ayını yaşamıştım. Program kapsamında desteğini sürdüren Vakfımıza teşekkür ediyorum.''
(Belgeleme 2016)

Elif Uygur

İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği Bölümü, IV. Sınıf

‘’Üniversiteye başladığım sırada Erasmus programına başvurmayı hiç düşünmüyordum. İkinci sınıfta mentorumun yönlendirmesiyle programa katılmaya heveslendim. 2016 yılı bahar döneminde Rotterdam'da öğrenimimi sürdürdüm. Tek kelimeyle özetlemek gerekirse; hayatımın en güzel dönemiydi. Doğduğumdan beri İstanbul'da ailemle yaşıyordum. Hollanda'ya gidişimle, hayatımın en özgür dönemi başlamış oldu. Kendimi ve dünyayı keşfetmeye başladım. Şu an gönül rahatlığıyla Hollanda ikinci evim diyebiliyorum.

Rotterdam, Hollanda'nın en büyük ikinci şehri. Amsterdam daha turistik iken, Rotterdam biraz daha yerleşik hayatın merkezi. Aynı zamanda farklı milletlerden öğrencilere ve çalışanlara ev sahipliği yapıyor.

Hollanda'da ana dilin Felemenkçe olmasına rağmen hemen hemen herkes İngilizce konuşuyor. Bu durum, İngilizcemi geliştirmem yönünde çok faydalı oldu.

Rotterdam'ın uluslararası dokusu ve herkesin İngilizce bilmesi sebebiyle şehirde hiç yabancılık çekmedim.

Program süresince geçirdiğim altı ay boyunca birçok milletten arkadaşım oldu. Sadece Avrupalılarla değil, Amerikalı, Brezilyalılar da arkadaşlıklar kurdum.

Hollanda'da bulunduğum süre boyunca ülkeyi karış karış gezdim. Hollanda haricinde sekiz ülke ve onlarca şehir ziyaret ettim. Program sonunda, çok daha fazla olgunlaştığımı, kariyer hedeflerimi belirlediğimi gözlemledim.

Geriye dönüp baktığımda, bana tüm bu deneyimleri yaşatan, ışıkları Maas Nehri'ne yansıyan liman şehri Rotterdam'ı özlüyorum. Bana bu deneyimi yaşamam konusunda çok büyük desteği olan Deloitte Eğitim Vakfı’na ve mentoruma ayrıca teşekkür ediyorum.’’
(Belgeleme 2016)

 
Top